Ben bilmezdim. Elbette bilenleri vardır. İzmir Türk Kırmızısı’nın dünyaya açılan kapısıymış. Önce “Türk Kırmızısı” nedir? Onu tanıyalım.
Ben tarihçi değilim, siyasetçi hiç değilim… Ancak, uzun dönem başta Türk – Mısır İş Konseyi Eş Başkanlığı yaptım. Afrika Ülkeleri İş Konseylerinde farklı görevler aldım. Afrika’da yaşadım ve bir ülke hariç hepsini dolaştım, pek çoğu ile de iş yaptım.
Türkiye gelişmekte bir ülke olarak turizm ekonomisinin nimetlerinden istifade etmekte olumlu bir çizgide hedef koymuştur. Bunda da iyi bir seçim yapmıştır. Ekonominin ve ülkemizin her türlü sorunlu durumlarında da hedefine varma başarısını devam ettirmiştir. Özellikle pandemi dönemini dahi en az zararla değil, ufak olsa da karla kapatmıştır.
2024 yılı sadece siyasi ve ekonomik düzlemde değil, turizm açısından da zorluklar ve fırsatların peşi sıra yaşandığı bir süreç oldu. Bu noktada sürdürülebilirlik, stratejik esneklik ve konjoktürel olarak uygulanacak özel inovavatif eylemlerin vazgeçilmezliği de müşahede edildi. Hedef ülkelerden turist çekme politikalarının realize olması takip edilirken, iç pazarda da buna parelel gelişmelerin manipüle edilerek turizmin her açıdan dinamizminin sağlanılması, ülkemizin bu sektördeki dünyada ilk üç hedefine ulaşmasında önem arz edecektir.
35 yıl önce İzmir Kültür Parka bir tohum ekildi. Tohum büyüdü, büyüdü gelişti ve Türkiye’nin en büyük fuarı dünyanın da en önemli iki doğal taş fuarından biri oldu. Tohum ekildiğinde 29,6 Milyon dolar olan Türkiye’nin doğal taş ihracatı ilerleyen yıllarda 2.225 milyon dolara kadar ulaştı. Marble İzmir fuarı ülkemizde tartışılan sürdürülebilirlik sorununa karşı bir başarı örneğidir.